DIŞ TÜRKLER

Pzt05212012

Son Güncelleme:08:02:12 AM

KÜLTÜR VE SANAT

Derviş Zaim'in filmi Los Angeles'ta tam not aldı

Derviş Zaim'in filmi Los Angeles'ta tam not aldı

Cumartesi, 03 Mart 2012

ABD'nin Los Angeles kentinde ilk kez düzenlenen Türk Film Festivali'nde, Türk sinemasının önemli yöntmenlerinden Derviş Zaim ve son yapımı ''Gölgeler ve Suretler'' Amerikalı seyircilerle buluştu, izle...

Loading...

Katherine Branning: Çay, Türklerin esas ruhu

türk cayi


"Benim gözümde bu bir bardak çay Türkiye'yi temsil ediyor. Türk çayı için tavşan kanı derler, siyah ya da yeşil değil, kırmızıdır. Tıpkı her vatansever Türk'ün damarlarında akan kan gibi. Tıpkı göklerde gururla dalgalanan bayrakları gibi. Eşsiz güzellikteki halılarındaki kırmızı yün gibi, tıpkı ilkbaharda açan ateş kırmızısı laleler gibi..." Bu sözler, Türkiye âşığı Amerikalı tarihçi yazar Katherine Branning'e ait. Son günlerde paylaşım sitelerinde tıklanma rekoru kıran bu videoda Branning bir bardak çay üzerinden Türkiye'yi ve Türkleri anlatıyor. 30 yıldır düzenli olarak her yıl Türkiye'ye gelen Branning, Türkiye'yi hiç abartısız birçok Türk'ten daha iyi tanıyor. Yazarın önce "Yes I Would Love Another a Glass of Tea" isimli kitabı yayımlandı. Daha sonra bu kitap "Bir Çay Daha Lütfen" adıyla Türkçeye çevrildi. Bu eseri ve Branning'in Türkiye gözlemlerini birer bardak tavşan kanı çay eşliğinde konuştuk.

Böyle ilginç bir kitabı yazmanızın amacı neydi?

Amacım Türklere teşekkür etmek... 30 yılda bana binlerce çay ikram ettiler. Şimdi de sizinle çay içiyoruz. İkincisi, benim ailem ve arkadaşlarım çok merak ediyorlardı, "Katherine, niçin her yıl Türkiye'ye gidiyorsun?" diye soruyorlardı. Bu kitapta biraz Türkiye'deki arkadaşlarımı ve neden her yıl buraya geldiğimi anlatıyorum. Üçüncüsü, benim memleketimde İslam pek anlaşılamamış. Bu kitapla Türkiye ve diğer İslam ülkelerinin saf bir resmini göstermek istedim.

Peki, çayla Türkiye arasında nasıl bir ilgi kurdunuz?

Benim için bir bardak çay bir sembol. Türk misafirperverliğinin bir sembolü. Çok sade, çok basit bir şey. Biriyle tanışmanın, biriyle arkadaşlık kurmanın başlangıcı çay. Benim için çay Türklerin esas ruhu.

Dünyada pek çok çay çeşidi var.

Tat olarak Türk çayını beğeniyor musunuz?

Çok farklı. Güzel. Türkiye'de çay diğer ülkelerden farklı demleniyor.

30 yıllık Türkiye serüveniniz nasıl başladı?

Çok genç iken Paris'te üniversitede sanat tarihi bölümünde okudum. Bir derste Hititlerden, Mezopotamya'dan görüntüler izliyorduk, biraz sıkıldım. Ondan sonra bir slayt gösterildi. Büyük bir bina. Hiç görmediğim bir binaydı, çok şaşırdım. Bu binayı kim yaptırdı, nerede, ne tür bir binaydı, diye düşünürken profesör dedi ki: "Şimdi gördüğümüz yapı Sivas'ta, Gök Medrese..." O gün Sivas'ı bir kenara not ettim. Ne demek Sivas ve Gök Medrese? Bu yapı beni çok şaşırttı. Dersten sonra kütüphaneye koştum. Bir kitap ve bir harita seçtim. Sivas Türkiye'nin tam ortasında bir yer. Selçuklular kim? Araştırmaya başladım ve o gün bir karar verdim. Bu memleketi ve bu yapıyı görmeyi istiyorum. Bundan dolayı Türkiye'ye ilk defa geldim.

Türkiye'ye gelmeden önceki bilgilerinizle şimdikiler arasında olumlu veya olumsuz ne gibi farklar var?

Bu slayttan önce Türkiye'yi hiç görmedim ve Türkiye hakkında düşünmedim. Eskiden Türkiye küçük bir ülkeydi, şimdi büyük bir memleket. Güçlü, büyük binaları var, ticaret var. Türkiye'ye ilk geldiğimde hiç kule yoktu. Artık Amerika'nın birçok yerinde tekstil ürünlerinde "Made in Turkey" yazıyor. İhracat, ithalat var. Türkiye çok gelişmiş. 30 yıl önce Türkiye'de turist yoktu. İstanbul'da çok çok az vardı. Sivas'ta, Anadolu'da hiç yoktu.

Kitabınızda çaydan başka ne var?

Türk misafirperverliği, din, kadın, kitap, edebiyat, yemek, Türkiye'deki değişimler, lale, isimler, Atatürk, Gök Medrese ve Mevlânâ.

Bir kültürü tanıma yolunun evlerin içinden geçtiğini söylüyorsunuz. "İnsanlar beni sürekli evlerine davet ediyordu, tanımadıkları birini neden evlerine davet ediyorlar diye düşünüyordum. Daha sonra bunun bir yaşam tarzı olduğunu anladım." diyorsunuz...

Türk evleri çok çok temiz. Evler dışarıdan yıpranmış gibi görünse de kapı açıldığında başka bir dünya görüyorsunuz. Ayakkabılar dışarıda çıkıyor. Yayla gibi halılar, çiçekler var, temiz, temiz, temiz, çok sade mobilyaları var. Büyük bir mutfağı var. Her odada uzun uzun kanepeler var. Herkes beraber oturuyor. Salonda 20 kişilik yer var. Türk evleri arasında komşuluk var. Gidip geliyor. Her zaman çay, çay, çay... Ve Türk evlerinde en önemli şey, kahvaltı. Kahvaltı, Türk evleri için vazgeçilmez. Tüm aile beraber masada oturur. Biz Amerika'da bir kahve alır ve self servis olarak, yalnız ve çok çabuk yiyoruz. Ama burada tüm aile beraber, her şey paylaşılıyor, konuşuluyor. Ve Türkler için her gün bu zevk tekrarlanıyor.

Yüsra Mesude Arslan
Kaynak: zaman.bg